Haberler

GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ’NİN RESTORASYONU SAYIN M. SİNAN GENİM’İN 28 MAYIS 2022 TARİHİNDE MİLLİYET GAZETESİN’DE YAYINLANAN KÖŞE YAZISI

Galatasaray Üniversitesi’nin Ortaköy’deki yanan ana binasının restorasyonu sürecinde çok zorluklar yaşandı. Dilerim elli yıllık bir mimar olarak bu restorasyon sırasında benim yaşadıklarımı, doğru bildiğini yapmak için uğraş veren hiçbir meslektaşım yaşamaz.

22 Ocak 2013, salı günü akşama doğru Ortaköy’deki Galatasaray Üniversitesi ana binası yandı. 1870’li yılların başında, Sultan Abdülaziz (1861-1876) tarafından Çırağan Sarayı müştemilatı olarak yaptırılan ve “Feriye Sarayları” adıyla anılan bu bina birbirine benzer üç yapıdan biridir. Bir dönem Sultan Abdülmecid’in tahta çıkmayan oğullarından Mehmed Burhaneddin Efendi’nin oğlu olan “İbrahim Tevfik Efendi Sahilsarayı” olarak anılan yapının, İbrahim Tevfik Efendi için yapıldığı düşünülemez, çünkü inşa edildiği tarihte İbrahim Tevfik Efendi (1874-1931) henüz dünyaya gelmemiştir. 1918 tarihli “Necib Bey Haritaları”nda görülen bu isim muhtemelen o tarihlerde İbrahim Tevfik Efendi ve ailesi bu yapıda ikâmet ettiği için yazılmış olmalı.

Çırağan Sarayı

Çırağan Sarayı ve müştemilat yapılarının inşa edildiği döneme ait orijinal projelerine ulaşamadık. 20 Ocak 1910 günü çıkan yangında yanan saray yapısı seksen yıla yakın bir süre mezbelelik hâlde kaldıktan sonra 1987 yılında onarıma başlandı. Beş yılı aşkın süren restorasyon sonrasında 1992 yılında hemen yanında yapılan otelin çeşitli amaçlı toplantıları için kullanılmaktadır. 1924 yılında hilâfetin kaldırılması sonrası tümüyle hazine mülkiyetine geçen sarayların bazıları oldukları gibi muhafaza edilirken, bazı yapılar ise özellikle eğitim amacıyla çeşitli kurumlara tahsis edilmiştir. Birbirinin eşi üç Feriye Sarayı’ndan Beşiktaş yönündeki yapı Galatasaray Lisesi’nin, Ortaköy yönündeki iki yapı ise Kabataş Lisesi’nin kullanımına verilmiştir. Uzun bir dönem, zemin ve birinci katı Galatasaray Lisesi ilk ve ortaokulu, üst katı ise yatakhane olarak kullanılmıştır.

Galatasaray Üniversitesi

16 Nisan 1992 günü Turgut Özal ile François Mitterand arasında yapılan protokol gereği Galatasaray Üniversitesi’nin kurulmasına karar verilir. 6 Haziran 1994 günü yayınlanan kanun ile Galatasaray Üniversitesi eğitim hayatımıza katılır. Oldukça bakımsız olan bina yeni kurumun çabası ile kısmen onarılır ve zaman içinde tahrip olan kalem işlerinin bir bölümü yenilenir. Kesin tarihleri belirlenememekle birlikte yapının okul olarak kullanıldığı sırada döşemelerinin bir bölümünün çelik putreller ile takviye edildiği, Beşiktaş yönündeki büyük sofanın döşemesinin betonarme kolonlar ile taşınan yeni bir döşeme ile yenilendiği görülmüştür.

Yapının restorasyonu

Gerek yangın sonrası Galatasaray Binası gerekse restorasyonu sürmekte olan Kabataş Binaları’nın incelenmesinin ardından söz konusu yapıların çok da özenli inşa edilmediği kanaatine varılmıştır. Zemin kat duvarlarının tümüyle taş olmasına karşın birinci ve ikinci kat duvarları yer yer taş, yer yer ise harman tuğlası ile inşa edilmiş, tüm döşemeler ahşap taşıyıcılar üzerine oturtulmuştur. Yapının bulunduğu kıyı şeridinde çok eski dönemlerden itibaren bazı yapıların inşa edildiğini bilmekteyiz. Muhtemelen büyük bir bölümü arkadaki yamaçtan akan topraktan oluşan zeminin çeşitli kotları arasında daha önce yapılan yapılardan arta kalan moloz yığınları da bulunmaktaydı. Onarım öncesi yaptığımız temel ve zemin etüt çalışmalarında sağlam zeminin Beşiktaş yönünde altı metre, Ortaköy yönünde yirmi yedi metre derinde olduğu tespit edildi. Düzenlenen zemin etüt ve jeolojik-jeofizik değerlendirme raporuna göre, zeminin kazık çakılarak sağlamlaştırılmasına karar verildi.

Ancak yapının planlamasının getirdiği kısıtlamalar nedeniyle bu işlem oldukça zor ve yüksek bir maliyet içeriyordu. Her ne kadar iki büyük sofanın oluşturduğu orta boşlukta çalışma daha kolay olsa da, özellikle küçük hacimler kazık çakmayı sağlayacak makinaların hareket kabiliyetini kısıtlıyor, bu nedenle 1500 adeti aşan mini kazık çakılması büyük sıkıntı yaratıyordu. Zeminin yer yer ahşap, taş, tuğla gibi geçmiş dönem yapılarına ait moloz artıklarını ihtiva etmesi, makinanın delici başlığının sık sık kırılmasına yol açıyordu. Bu nedenle bazı niteliksiz ara duvarların kaldırılıp, kazık çakım işlemi tamamlandıktan sonra yeniden yapımını teklif ettik ama bu isteğimiz, ilgili Koruma Kurulu tarafından reddedildi. Uzun süre izah etmemize rağmen alınan kararda ısrar ettiler, hem zaman hem de masraf açısından büyük kayıplar meydana geldi.

Diğer yandan yangın sonrası yaptığımız rölöve ilgili Koruma Kurulu’nun onayına sunulduğu sırada, bir dönem yapının zemin kat duvarlarındaki rutubet sonucu oluşan bozulmaları azaltmak amacıyla yapılan alçıpan kaplamalar, yangın temizliği sırasında kaldırıldığı için reddedildi. Üç aylık bir zaman kaybı yaşanarak yeni bir rölöve hazırlandı.



Üniversitenin restorasyon sonrası ve yangın sonrası görünüşü.

Yapının orijinal planlaması

Her ne kadar Çırağan Sarayı’na ait bazı çizimlere ulaşmak mümkün olsa da daha önce de belirttiğimiz gibi müştemilat yapılarına ait hemen hiçbir belge yoktu. Söz konusu yapının okul olarak kullanımı sırasında zemin kata servis girişi sağlayan iki küçük kapıdan girilen ve katlara ulaşımı sağlayan betonarme merdivenler yapılmış, orijinal merdiven hacimleri ise kapatılarak odalara dönüştürülmüştü. Hazırladığımız restitüsyon projesinde bu konuya dikkat çekerek, daha sonra oluşturulan betonarme merdivenleri kaldırdık ve orijinal merdivenleri yeniden oluşturduk. Bu arada Koruma Kurulu tarafından, yapının kara yönünde iki büyük sofanın ortasına denk gelen bölümde birer eyvan olduğu düşüncesiyle restitüsyon projesi üzerinde düzeltme yapılması kararı alındı. Bu karara itiraz ettik ve “ Bu yapılarda eyvan olmaz, eyvan genellikle selamlık yapılarında olur ve denize doğru bakar ” dedik. Bu yapının kara yönünde bir eyvan olması mümkün değil. Zaman geçiyor ve iş uzuyordu, “ Siz restitüsyon önerisinde eyvan oluşturun, restorasyon projesinde dilediğiniz gibi bir planlama yaparsınız! ” önerisi ile karşı karşıya kaldık. Def-i bela kabilinde “Peki” dedik ve inanmadığımız ama mecbur kaldığımız bir öneriyi onaya sunduk ve onaylandı. Bunca uğraştan sonra sıra nihayet restorasyon projesine gelmişti. Kabataş Lisesi’nin benzer iki yapısını da göz önüne alarak hazırladığımız projeyi ve zemin güçlendirilmesine ait yapılması gerekenleri içeren raporu Koruma Kurulu’nun onayına sunduk. Reddedildi, sebep olarak yapı içindeki bazı bölücü duvarları, tekrar yapmak üzere kaldırmamız gerekçe gösterildi. Yapı zeminine kazık çakılabilmesi için gerekli olduğunu, tekrar inşa edeceğimizi söyledik ama nafile! Koruma Kurulu duvar misali, siz istediğiniz kadar davul çalın, duyan dinleyen yok. Uzun uğraşlar sonrası önerilerimizin bir kısmı kabul edildi ve inşaat başladı bir buçuk yıl süren bu inşaat faaliyeti sonrası yapı 2019 yılı başlarında bitirilerek, eğitime açıldı.

Kabataş Lisesi

Hemen bitişiğindeki benzer yapılardan bir diğeri olan Kabataş Lisesi’ne ait binanın rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin iki-üç ay gibi kısa sürede içinde onaylanmasına karşın 2017 yılı içinde başlanan inşaatı hâlen devam ediyor. Yarısı yıkılan yapının ne hâlde olduğu ise meçhul! İlk müteahhit işi bıraktığı için ikinci kez ihale edildi. Yapım maliyetinin ne olduğu, kaç liraya mal olacağı bilinmiyor. Galatasaray Üniversitesi restorasyonu aşamasında kopartılan kıyamete karşın kimsenin sesi, sedası çıkmıyor!

Balyan Arşivi yayımlandı

2020 yılı, eylül ayında Büke Uras “Balyanlar Osmanlı Mimarlığı ve Balyan Arşivi” adıyla Balyan Ailesi’nin arşivini yayımladı. Bu kitabın 179. sayfasındaki vaziyet planında Feriye Sarayları’ndan birinin planı da yer alıyor. Tuvalet hacimleri dahil, hemen her hacmi aynen korumuşuz. Ne eyvan var ne de servis merdivenleri. Eğer ben, koparılan vaveylaya, Koruma Kurulu’nun bilmediği konudaki yorumlarına kulak verip onların istediği gibi bir planlama yapsaydım, bugün hâlim nice olurdu? “ Bu rezillik benim suçum değil, bana söylenen projeyi çizdim” derken, hiç mi utanmazdım?

Üzüntü ve teşekkür

Bu çalışma sırasında çocukluktan beri sevdiğim ve saydığım bir ağabeyim ile yüz yüze gelemez oldum. Mesleğimizin büyüğü olarak kabul ettiğim bir insanın “Yahu amma inatçı insansın, ne diyorlarsa onu çiz” sözlerine muhatap oldum. Ama bu vesileyle de dönemin rektörü Prof. Dr. Ethem Tolga, günümüz rektörü Prof. Dr. E. Ertuğrul Karsak ve burada adlarını verme imkânı bulamadığım pek çok dost kazandım, hepsinin bu yapının tamamlanmasında büyük katkı ve emekleri var. Galatasaray Eğitim Vakfı Başkanı İnan Kıraç ve vakfın her şeyi Begüm Hesapçıoğlu’na, bütün bu sıkıntıları birlikte yaşadığımız mimar Belma Barış Kurtel’e, yapının mükemmel bir şekilde yenilenmesi için her türlü çabayı gösteren Gürsoy Grup ve çalışanlarına, emeği geçen, katkısı olan herkese teşekkür borçluyum. Dilerim elli yıllık bir mimar olarak bu restorasyon sırasında benim yaşadıklarımı, doğru bildiğini yapmak için uğraş veren hiçbir meslektaşım yaşamaz.

“Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış.”

M. Sinan Genim



Galatasaray Topluluğu